GMS’den AB’ye Hindistan Baskısı: Gemi Geri Dönüşümünde Yeni Standartlar Mı Geliyor?

Gemi alım şirketi GMS, Hindistan'daki nitelikli gemi geri dönüşüm tersanelerinin AB'nin Avrupa Listesi'ne dahil edilmesi için Avrupa Komisyonu'na çağrıda bulundu. Şirket, Hindistan'ın yüksek standartlara sahip olduğunu ve AB'nin siyasi irade eksikliği nedeniyle bu tersaneleri dışladığını iddia ediyor.

GMS’den AB’ye Hindistan Baskısı: Gemi Geri Dönüşümünde Yeni Standartlar Mı Geliyor?
Yayınlanma: Mart 6, 2026 Güncelleme: Mart 6, 2026

Dünyanın önde gelen gemi alım şirketlerinden GMS, Avrupa Birliği’ni (AB) Hindistan’daki gemi geri dönüşüm tersanelerini tanımaya zorluyor. Şirket, Hindistan’daki 110’dan fazla tersanenin Uluslararası Klas Kuruluşları Birliği (IACS) üyesi kuruluşlar tarafından verilen Hong Kong Sözleşmesi (HKC) Uygunluk Beyanı’na sahip olduğunu vurgulayarak, bu tesislerin AB Gemi Geri Dönüşüm Yönetmeliği (EU Ship Recycling Regulation – SRR) kapsamındaki Avrupa Listesi’ne dahil edilmesini talep etti. On yılı aşkın süredir yapılan başvurulara ve denetimlere rağmen tek bir Hint tersanesinin bile listeye alınmadığı belirtildi.

GMS Başkanı’ndan Sert Eleştiri: Siyasi İradenin Başarısızlığı

GMS Başkanı Anil Sharma, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, durumun standartların veya doğrulamaların başarısızlığı olmadığını, aksine siyasi iradenin başarısızlığı olduğunu dile getirdi. Sharma, Hindistan’daki tesislerin uluslararası standartları karşıladığını ve AB’nin bu durumu görmezden geldiğini ima etti.

Alang’ın Kapasitesi Avrupa’yı Katlıyor

Hindistan, son 40 yılda 8.500’den fazla gemiyi sökerek 67 milyon tondan fazla çeliği geri kazandı. Ülkenin en büyük geri dönüşüm merkezi olan Alang, yıllık 4,5 milyon tonluk gemi geri dönüşüm kapasitesiyle AB tarafından onaylanan tüm tersanelerin toplam kapasitesini geride bırakıyor. GMS’nin yaşam döngüsü analizine göre, Alang’da çeliğin geri dönüştürülmesi, yeni çelik üretimine kıyasla %58 daha az CO₂ emisyonu oluşturuyor ve gemi malzemelerinin %98’den fazlası geri kazanılabiliyor. Şirket ayrıca, Avrupa’daki birçok tesisin hurda çeliği eritip Asya’ya ihraç etmesinin ek emisyonlara yol açtığını belirtti.

Taşıma Emisyonları da Göz Ardı Edilemez

GMS’ye göre, gemilerin Avrupa’ya yönlendirilmesi de önemli miktarda karbon emisyonuna neden oluyor. Örneğin, bir Panamax dökme yük gemisinin Avrupa’ya taşınması yaklaşık 3.800 ton CO₂ emisyonu yaratırken, büyük bir ham petrol tankerinin 3.000 deniz mili daha uzağa yönlendirilmesi 600 ton ek CO₂ emisyonuna yol açabiliyor.

Modern Tesisler ve Çevre Altyapısı Devrede

Şirket, modern Hint geri dönüşüm tesislerinin beton zeminler üzerinde ve kapalı devre drenaj sistemleriyle faaliyet gösterdiğini, tehlikeli maddelerin ise Tehlikeli Maddeler Envanteri (IHM) ve devlet tarafından kontrol edilen bertaraf sistemleri kapsamında yönetildiğini vurguluyor. GMS, uyumluluğun coğrafyaya değil altyapıya ve denetimlere bağlı olması gerektiğini savunuyor.

Basel Sözleşmesi Engel Mi?

Avrupa Birliği’nin Hint tersanelerini listeye almamasının temel gerekçesi olarak, OECD ülkelerinden OECD dışı ülkelere tehlikeli atık ihracatını sınırlayan Basel Sözleşmesi’nin Yasaklama Değişikliği gösteriliyor. Ancak GMS, bu düzenlemenin Hindistan’ın gemi geri dönüşüm sektörünü modernize etmesinden önce yürürlüğe girdiğini ve Hindistan’ın Hong Kong Sözleşmesi’ni 2019 yılında, birçok AB ülkesinden önce onayladığını hatırlatıyor.

GMS’nin Talepleri ve Gelecek Projeksiyonları

GMS, Avrupa Komisyonu’nu şu konularda adım atmaya çağırdı:

  • Nitelikli Hint tersanelerini Avrupa Listesi’ne dahil etmek,
  • Hong Kong Sözleşmesi’ni küresel standart olarak tanımak,
  • Basel ve HKC arasındaki çelişkileri coğrafi yasaklar yerine tesis bazlı değerlendirmelerle çözmek.

BIMCO projeksiyonlarına göre, 2032 yılına kadar yaklaşık 15.000 geminin geri dönüşüme girmesi bekleniyor. Avrupa’daki geri dönüşüm kapasitesinin bu talebi karşılamakta yetersiz kalacağı öngörülüyor. Hindistan’daki gemi geri dönüşüm sektörü ise yaklaşık 15.000 doğrudan ve 500.000’den fazla dolaylı istihdam sağlıyor.

GMS Ticaret Sorumlusu Kiran Thorat, Avrupa Komisyonu’nu eleştirerek, Alang’daki tesislerin büyük yatırımlar yaptığını, işçileri eğittiğini, altyapıyı yeniden kurduğunu ve küresel ölçekte düşük karbon ayak izi elde ettiğini belirtti. Thorat, tekrarlanan denetimlerden geçip sertifika almalarına rağmen AB’nin şeffaf bir gerekçe sunmadan onay vermeyi reddetmesinin, AB’nin kendi sürdürülebilirlik hedeflerinin güvenilirliğini zedelediğini savundu.