Tamer Kıran’dan Hindistan Uyarısı: Küresel Ticarette Korumacılık Duvarları Yükseliyor
İMEAK Deniz Ticaret Odası Başkanı Tamer Kıran, Hindistan-AB Serbest Ticaret Anlaşması ve Avrupa'nın 'Made in Europe' düzenlemelerinin Türkiye'ye olası etkilerine dikkat çekerek, küresel ticarette artan korumacılık eğilimleri ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi gerektiğini vurguladı. ABD'nin yeni gümrük vergileri ve denizcilik politikalarının da sektörü belirsizliğe sürüklediğini belirtti.
Küresel ekonomide yaşanan yapısal dönüşümler, denizcilik sektörünü yakından ilgilendiren önemli gelişmeleri beraberinde getiriyor. İstanbul ve Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz Bölgeleri (İMEAK) Deniz Ticaret Odası’nın (DTO) Şubat ayı Meclis Toplantısı’nda konuşan İMEAK DTO Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran, özellikle Hindistan ile Avrupa Birliği arasında imzalanan serbest ticaret anlaşmasının Türkiye için potansiyel riskler taşıdığına dikkat çekti. Bu anlaşmanın, Hindistan’ın AB pazarına daha avantajlı giriş yapmasını sağlayarak Türkiye’nin rekabet gücünü zorlayabileceği belirtildi.
Hindistan Anlaşması ve Türkiye’nin Konumu
Tamer Kıran, Hindistan’ın Avrupa Birliği ile yaptığı serbest ticaret anlaşmasının, iş gücü maliyetleri açısından zaten avantajlı olan bu ülkenin birçok üründe AB pazarına gümrüksüz veya düşük vergi oranlarıyla erişimini kolaylaştıracağını ifade etti. Bu durumun, Orta Doğu ticaret koridorunun geliştiği bir dönemde Hindistan’ın sadece AB sınırları içinde değil, AB’nin serbest ticaret anlaşması bulunan diğer ülkelere de daha rekabetçi bir şekilde ulaşmasını sağlayacağını söyledi. Kıran, Türkiye açısından tablonun daha karmaşık olduğunu belirterek, Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarında masada yer alamamanın önemli bir dezavantaj yarattığını ve bu anlaşmaların sonuçlarına otomatik olarak katlanmak zorunda kalmanın ayrı bir sorun alanı oluşturduğunu vurguladı. Hindistan örneğinde olduğu gibi, AB ile anlaşma yapan bir ülkenin Türkiye pazarına da düşük gümrük oranlarıyla erişim imkânı elde etmesinin, rekabet gücünün zaten zorlandığı bir dönemde ilave baskı anlamına geldiğini dile getirdi.
Avrupa’dan ‘Made in Europe’ Hamlesi
Aynı süreçte Avrupa’nın “Sanayi Hızlandırıcı Yasa”sı ve kamu ihalelerinde yerli üretim şartlarını ağırlaştıran “Made in Europe” düzenlemesinde de önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirten Tamer Kıran, yaklaşık 2 trilyon avroluk AB kamu yatırımlarında; enerji, yenilenebilir enerji, hidrojen, nükleer enerji, elektrikli araçlar, plastik ve alüminyum gibi stratejik sektörlerde ihaleye girecek şirketler için daha sıkı yerli girdi ve üretim şartları getirilmesinin öngörüldüğünü kaydetti. Bu düzenleme kapsamında 27 AB üyesine ek olarak Norveç ve İzlanda gibi bazı ülkeler yer alırken, İngiltere ve Türkiye gibi AB ile serbest ticaret anlaşması ya da gümrük birliği anlaşması bulunan ülkelerin kapsam dışında kalmasının önemli bir tartışma başlığı oluşturduğunu söyledi. Kıran, “Yasanın yürürlüğe girmesi durumunda Türkiye’de üretilen başta otomotiv ve yenilenebilir enerji ve ekipmanları olmak üzere bazı sektörlerde AB’nin talebi üzerinde olumsuz etkiler oluşabilir.” dedi.
Korumacılık Duvarları Yükseliyor
Genel çerçevede bakıldığında ABD’nin doğrudan ve yüksek oranlı tarifelerle korumacılığı artırırken, Avrupa Birliği’nin daha teknik düzenlemeler ve standartlar üzerinden korumacılık duvarını yükseltmeye çalıştığını kaydeden Tamer Kıran, “Türkiye açısından ise uzun yıllardır güncellenmeyen Gümrük Birliği çerçevesi, değişen küresel koşullar altında avantajdan çok sınırlayıcı bir yapı haline gelme riski taşıyor. Bu nedenle Gümrük Birliği’nin kapsamlı biçimde gözden geçirilmesi, Türkiye’nin AB ile ticari ilişkilerinde dezavantajlarının giderilmesi ve ‘Made in Europe’ gibi düzenlemelerde dışlayıcı bir konuma itilmemesi kritik önem taşıyor.” diye konuştu. ABD tarafında ise Trump’ın yaklaşık bir yıldır artan oranda uyguladığı gümrük vergilerini iptal eden Yüksek Mahkeme kararı sonrasında, yönetimin önce %10, ardından %15’e çıkardığı yeni küresel tarife oranlarının dikkat çektiğini belirten Tamer Kıran, mahkeme kararıyla kaldırılan ortalama %18 civarındaki vergi oranına yakın bir seviyenin yeniden devreye sokulmasının, teknik olarak aynı yapıyı ifade etmese de ABD’nin korumacılık eğiliminin yüksek kaldığını gösterdiğini söyledi.
Küresel Denizyolu Taşımacılığında Sınırlı Büyüme ve Belirsizlik
Denizcilik piyasalarını da değerlendiren Tamer Kıran, 2026 yılının, küresel denizyolu taşımacılığı açısından sınırlı büyüme beklentisine karşılık artan politika kaynaklı belirsizliklerin öne çıktığı bir yıl olarak şekillendiğinin görüldüğünü söyledi. En önemli gündem başlıklarından birisinin de Amerika Birleşik Devletleri’nin ticaret ve denizcilik politikaları olmaya devam ettiğini kaydeden Tamer Kıran, ABD yönetiminin, kendi gemi inşa ve denizcilik sanayisini yeniden canlandırmayı hedefleyen bir Denizcilik Eylem Planı’nı Şubat ayında açıkladığını ve bu kapsamda ABD limanlarına uğrayan tüm yabancı yapımı ticari gemilerden ücret alınmasını gündeme getirdiğini belirtti. Kıran, bu tür uygulamaların hayata geçirilmesi halinde, taşımacılık maliyetlerinde artış, navlun dengelerinde değişim ve ticaret rotalarında yeniden konumlanma ihtimali söz konusu olduğunu, ABD’nin Türkiye’nin önemli ihracat pazarlarından biri olduğu düşünüldüğünde, bu gelişmelerin Türkiye’ye yansımalarının da yakından izlenmesi gerektiğini değerlendirdiklerini ifade etti. Küresel ölçekte tarifelerin artırılmasına yönelik açıklamaların ve bu kararların yargı süreçlerine konu olmasının, ticarette öngörülebilirliği azalttığını ve denizyolu taşımacılığı üzerinde belirsizlik baskısını artırdığını belirten Tamer Kıran, 2026 yılına ilişkin ilk projeksiyonların, küresel denizyolu taşımacılığının yüzde 1,4’lük sınırlı bir büyüme ile 13,1 milyar tona ulaşmasının beklendiğini gösterdiğini kaydetti. Tamer Kıran, “Küresel denizyolu taşımacılığı büyümeye devam etse de 2026 yılı yüksek belirsizlik, artan maliyet baskısı ve politika kaynaklı risklerle şekillenmektedir. Bu dönemde sektörümüz açısından en önemli husus; esneklik, pazar çeşitlendirmesi ve rekabet gücünün korunması olacaktır.” dedi.
Toplantıda ayrıca, İstanbul Aydın Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ragıp Kutay Karaca, “Uluslararası Sistemde Değişim ve Türk Dış Politikası” konusunda değerlendirmelerde bulundu. HAVELSAN İş Geliştirme Yöneticisi Tunç Taner, HAVELSAN’ın “Dijital Denizcilik” alanındaki faaliyetlerinden bahsederken, HAVELSAN Siber Güvenlik Direktörlüğü Grup Lideri Şeref Can Özkaya ve Denetim ve Uyum Takım Yönetici Seda Dalgıç, “Denizcilik Sektöründe Siber Güvenlik” hakkında bilgi verdi. Türk Loydu Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oral Erdoğan da vakfın 64. kuruluş yıl dönümünü kutlayarak vakıf hakkında bilgi verdi ve ekonomik gelişmelere ilişkin soruları yanıtladı. Türk Armatörleri İşverenler Sendikası’nın (TAİS) yeni Yönetim Kurulu Başkanı Gönç Beyli de TAİS hakkında bilgi verdi.