Ortadoğu Gerilimi Körfez Hattını Vurdu: Navlun Üç Katına Çıktı, İhracatçı Sipariş İptalleriyle Karşı Karşıya

Ortadoğu'daki tırmanan gerilim, Türkiye'nin 50 milyar dolarlık dış ticaret hacmine sahip Körfez hattında taşımacılığı durma noktasına getirdi. Hava sahalarının kapanması ve denizyolunda savaş primlerinin devreye girmesiyle navlunlar üç katına çıkarken, Gürbulak Sınır Kapısı'nda geçiş süreleri iki güne uzadı. İhracatçılar sipariş iptalleriyle yüzleşiyor.

Ortadoğu Gerilimi Körfez Hattını Vurdu: Navlun Üç Katına Çıktı, İhracatçı Sipariş İptalleriyle Karşı Karşıya
Yayınlanma: Mart 5, 2026 Güncelleme: Mart 5, 2026

Ortadoğu’da yaşanan jeopolitik gelişmeler, Türkiye’nin dış ticareti için hayati önem taşıyan Körfez hattında ciddi bir krize yol açtı. Yaklaşık 50 milyar dolarlık dış ticaret hacmine sahip bölgede, hava sahalarının kapanmasıyla sevkiyatlar sekteye uğrarken, denizyolu taşımacılığında uygulanan savaş primleri navlun maliyetlerini adeta üçe katladı. Bu durum, Türkiye’nin ihracatçılarını sipariş iptalleriyle karşı karşıya bırakırken, karayolu taşımacılığında da önemli aksaklıklar yaşanıyor.

Hava Sahalarının Kapanması Taşımacılığı Felç Etti

Ortadoğu’da tırmanan tansiyon, bölgedeki hava sahalarının kapanmasına neden oldu. Türk Hava Yolları (THY) başta olmak üzere birçok havayolu şirketi, İran, Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) seferlerini ikinci bir duyuruya kadar iptal etti. Bu durum, havayoluyla yapılan taşımacılığı neredeyse durma noktasına getirdi. Sektör temsilcileri, mevcut yüklerin bile taşınmasında zorluklar yaşandığını ve yeni rezervasyonların tamamen durdurulduğunu belirtiyor. Yolcu uçuşlarının iptal olmasıyla oluşan kapasite daralması, bilet alınsa bile uçuşların sürekli ertelenmesine yol açıyor.

Denizyolunda Savaş Primleri Navlunu Üçe Katladı

Denizyolu taşımacılığında ise maliyet şoku yaşanıyor. Birçok büyük armatör firması, bazı hatlarda yeni yük alımını durdururken, bazıları Süveyş Kanalı yerine Ümit Burnu rotasına yönelmek zorunda kaldı. Yerli armatörler ise navlunlara ‘War Risk Surcharge’ (Savaş Riski Ek Ücreti) ve ‘Emergency Conflict Surcharge’ (Acil Durum Çatışma Ücreti) eklemeye başladı. Bu eklemelerle birlikte, daha önce 2.500 dolar civarında olan navlun maliyetleri 5.000 doları aşarak üç katına çıktı. Bu ani maliyet artışı, ihracatçılar üzerinde büyük bir baskı oluştururken, limanlara indirilmiş yüklerin bile gemiye yüklenmesinden vazgeçildiği ve sipariş iptallerinin arttığı bildirildi.

Karayolunda Gürbulak Sınır Kapısı’nda Kriz

Karayolu taşımacılığında ise krizin merkezi Gürbulak Sınır Kapısı olarak öne çıkıyor. İran tarafındaki pasaport kontrol noktasının bombalanması nedeniyle işlemlerin manuel olarak yürütülmesi, sınırda geçiş sürelerini 24 saatten 48 saate çıkardı. Güvenlik riskleri nedeniyle 250 dolar olan İran navlunu 1.000 dolara yükselirken, şoförlerin bu hatta gitmek istememesi durumu daha da ağırlaştırıyor. TIR parklarında bekleyen yaklaşık 400 araç, yakıt temini konusunda da sıkıntılar yaşıyor. Normalde günde 550 aracın geçtiği kapıda işlem hacmi yarı yarıya düşmüş durumda.

Sektör Temsilcilerinden Değerlendirmeler

Tekstil ve hammaddeleri ihracatçıları, fuarlarda yabancı alım heyetlerinde yüzde 20’ye varan iptaller yaşandığını belirtirken, bunun genel tabloyu bozmadığını ifade ediyor. Ancak Avrupa pazarındaki iptallerin daha belirgin olduğu, buna karşın Amerikalı alıcıların ilgisinin sürdüğü kaydediliyor. Lojistik ve ticaret açısından Türkiye’nin bölgenin en güvenli limanı konumunda olmasının avantaj yarattığı ancak fırsatçılığa karşı dikkatli olunması gerektiği vurgulanıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel ekonomi açısından kritik bir eşik olduğu, petrol ve doğal gaz ticaretinde ciddi arz şoklarına yol açabileceği uyarısı yapılıyor. Bu durumun enerji fiyatlarını artırarak yeni bir enflasyon dalgasını tetikleyebileceği ve Türkiye’nin cari açığını olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.

Öte yandan, turizm sektöründe ise “temkinli bir iyimserlik” hakim. Krizin Körfez turistinde bir yavaşlamaya neden olduğu kabul edilse de, Türkiye’nin güvenli bir destinasyon olması nedeniyle sektörün hızla toparlanacağı öngörülüyor.