Denizkestanesi Avcılığına Açılan Marmara’da Bilim Dünyasından Sert Tepki!

Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi'nden Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi'nin denizkestanesi avcılığına açılmasının yanlış olduğunu belirterek, kararın derhal geri alınmasını istedi. Sarı, bu kararın küçük balıkçıyı değil, ihracatçıları zenginleştireceğini ve ekosisteme zarar vereceğini vurguladı.

Denizkestanesi Avcılığına Açılan Marmara’da Bilim Dünyasından Sert Tepki!
Yayınlanma: Şubat 22, 2026 Güncelleme: Şubat 22, 2026

Marmara Denizi’nin denizkestanesi avcılığına açılması kararı, bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, bu kararın ekosistem sağlığı ve küçük ölçekli balıkçılar açısından son derece yanlış olduğunu belirterek, yetkilileri acil bir şekilde bu karardan vazgeçmeye çağırdı. Prof. Dr. Sarı, kararın deniz ekosistemini olumsuz etkileyeceği ve sadece birkaç ihracatçının çıkarına hizmet edeceği yönündeki endişelerini dile getirdi.

Marmara’da Denizkestanesi Avcılığı Tartışması Yeniden Alevlendi

Marmara Denizi’nde 13 Şubat 2026 ile 15 Nisan 2026 tarihleri arasında denizkestanesi avcılığının serbest bırakılmasına yönelik karar, Prof. Dr. Mustafa Sarı tarafından sert bir dille eleştirildi. Sarı, bu kararın küçük ölçekli balıkçıyı değil, denizkestanesini taze ve havyarlı olarak ihraç eden birkaç firmanın daha fazla kazanç sağlamasına yol açacağını ifade etti. 2021 yılındaki müsilaj felaketinin ardından benzer bir kararın tam üreme döneminde alındığını hatırlatan Sarı, o dönemde de kamuoyu tepkisi ve bilimsel raporlar üzerine kararın sonlandırıldığını belirtti. Sarı, aynı lobinin yine devreye girdiğini ve Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nün 13.02.2026 tarihli yazısıyla Marmara Denizi’ni 15 Nisan’a kadar avcılığa açtığını vurguladı. Bu tarihin, denizkestanelerinin havyarının en olgun olduğu döneme denk gelmesi dikkat çekici.

Bilimsel Raporlar ve Ekosistem Dengesi

Prof. Dr. Sarı, Marmara Denizi kıyılarında aşırı denizkestanesi artışına dair bilimsel bir bulgu olmadığını, aksine 2022’de Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu’nun raporunda, müsilaj sonrası artan makro alglerin kontrolü için denizkestanelerinin hayati önem taşıdığının belirtildiğini hatırlattı. Denizkestanesi popülasyonunun, deniz ekosisteminin bütünsel yönetiminin bir göstergesi olduğunu belirten Sarı, kirlilik durumunda alglerin artması ve ardından denizkestanesi gibi türlerin çoğalmasıyla ekosistemin bozulduğunu anlattı. Bu durumda çözümün denizkestanesi avcılığını artırmak değil, denizi ekosistem esaslı yönetmek olduğunu savundu. Marmara Denizi’nde neredeyse tüm balık türlerinde aşırı avcılık yaşandığını ve müsilaj ile aşırı avcılık nedeniyle küçük ölçekli balıkçılığın büyük kayıplar yaşadığını dile getirdi. 2021-2022 ve 2024-2025 avcılık sezonlarında küçük balıkçıların av kaybının yüzde 90’lara ulaştığını belirtti.

Karar Süreci ve Bilimin Rolü

Balıkçılık yönetiminin bir bilim dalı olduğunu ve günübirlik taleplerle alınan kararların deniz ekosisteminde geri dönüşü zor sonuçlar doğuracağını vurgulayan Prof. Dr. Sarı, denizkestanesi avcılığını serbest bırakan kararın alınırken yıllardır bu alanda çalışan bilim insanlarına danışılmamış olmasını eleştirdi. Bilimin yol gösterici olması gerektiğini, ancak işlerine geldiğinde bilim yokmuş gibi davranılmasının günü kurtarmaktan öteye gitmeyeceğini söyledi. Denizlerin kimsenin oyun alanı veya çıkar gruplarının malı olmadığını, biyosferin kalbi olduğunu ve bütünsel olarak yönetilmesi gerektiğini ifade etti. Son olarak, Marmara’da denizkestanesi avcılığının serbest bırakılması kararının yanlış olduğunu ve derhal geri alınması gerektiğini yineleyen Sarı, deniz ekosisteminin sağlığı için ekosistem esaslı, bilim temelli balıkçılık yönetiminin şart olduğunu, ayrıca aşırı avcılığın önlenmesi, endüstriyel balıkçılığın sınırlandırılması ve kritik bölgelerde deniz koruma alanları oluşturulması gerektiğini belirtti.